21 Eylül 2019, Cumartesi

Üst Menu

Ehmedê Xanî’nin Gözünde Kürt Ulusal Sorunu

Erhan EREN ,
09 Aralık 2012
Ehmedê Xanî’nin Gözünde Kürt Ulusal Sorunu

Ehmedê Xanî’nin Gözünde Kürt Ulusal Sorunu
Ehmedê Xanî hakkında yapılan araştırmalar sonrasında Xanî’nin nereli olduğu, ne zaman doğup ne zaman vefat ettiği gibi spesifik konularda çeşitli görüşlerin ortaya atıldığını görürüz. Fakat araştırmacıların ve belgelerin kahir ekseriyetinin Xanî’nin 1651’de (Bazîd) Beyazıd’da doğduğu fikri yönündedir. Aslen Colemerg (Hakkari)’li olan Xanî’nin, çok uzun süre önce Colemerg’in Çale (Çukurca) ilçesinden Bazîd’e geldiği bilinen Xanî aşiretindendir. Ehmedê Xanî müderrislik, imamlık, divan katipliği gibi görevlerde bulunmuş, sosyal-siyasal yaşamının çoğunluğunu Bazîd devletinin hizmetinde geçirmiştir. Bilinen eserleri Mem û Zîn, Diwan, halen Kürdistan’ın birçok medresesinde feqîlere (talebe) ders kitabı olarak okutulan Nûbihara Biçukan (Çocukların İlkbaharı) ve Eqideya İmanê (İmanın Esasları)’dir.
 
Xanî’nin bu eserleri bence ne yazık ki hem devlet hem de insanların ihmalinin sonucu olarak karanlıkta kalmıştır. Bu eserler ya Kürt medreselerinde sadece ezberletilmiş veya şimdi hükümetin açılım politikasıyla Mem û Zîn karanlıktan kurtarılmaya çalışılıyor; fakat onun da birbirine bir türlü kavuşamayan klasik bir aşk dizisine evrilmesi ya da Mem û Zîn’in bundan ibaret görülmesi içimizi yakıyor doğrusu. Mem ve Zîn, Osmanlı ve İran devletleri tarafından paylaşılmış, bölünmüş Kürdistan’ın iki parçasını temsil eder. Eserde kötü karakteri canlandıran Beko ise Xanî’nin Kürtlerin bağımsızlıklarını kazanamamalarının en önemli nedeni olarak gördüğü Kürt Beylerinin anlaşamamalarının ve parçalanmışlıklarının kişileştirilmesidir. Xanî, parçalanmışlığın mutlaka bir gün sona ereceği umudunu taşır. Hikayenin sonunda Mem ve Zîn’in cennette yaşamlarını sürdürdükleri sarayda Beko’nun kapıcı olduğunu gören mübarek bir adamın rüyasını anlatarak birleşme umudunu yineler.
 
Xanî, anadilini çok sevmesine rağmen medresede öğrencilerine Arapça eğitim vermek zorundaydı. Arapçanın eğitim-öğretim dili olduğu bir sistemde Kürtçe gibi bir dili kullanmak Xanî’nin hayata geçirmeye cesaret edebildiği ciddi bir işti. Beyit tarzında yazılmış küçük bir Arapça-Kürtçe sözlük hazırladı. Muhafazakarların tepki göstereceğini düşünerek eğitimli kişiler için hazırlamadığını vurguladı. Bunu şu dizelerle anlattı:
 
“Lisanın bu kelimeleri
Çocukların ilk meyvesine (nûbihar) adını veren
Ehmedê Xanî tarafından bir araya getirildi
Eğitimli kişiler için değil
Kur’an’ı hatmettikten sonra
Daha edebiyat sever olması gereken Kürt çocukları için yazıldı.”

 
Xanî’nin bu eseri (Nûbihara Biçukan) medreselerde feqîlere okutulmaktadır. Benim görebildiğim kadarıyla ne yazık ki Ehmedê Xanî’nin tıpkı sıradan halkın gözünde Mem û Zîn’in  klasik manada bir aşk hikayesinin ötesine geçmeyişi gibi bu medreselerde de Ehmedê Xanî, sadece ezberletilmeye çalışılmaktadır. Sadece talebeler değil ders veren melaların da mesela Ehmedê Xanî’nin Nûbihara Biçukan’ı yazma sebebini anlamamaları düşündürücüdür.
 
Xanî, feqîler için başka bir eser daha yazdı: Eqîdeya Îmanê, dini eğitimde Kürtçenin kullanımını kabul ettirmesi açısından özel bir öneme sahiptir. Yüzyıllar boyunca öte dünyada konuşulan tek dilin Arapça olduğu dile getirildi. Bu yüzden birçok okuryazar insan, kıyamet gününde bu dili konuşamayacak olmanın endişesini yaşadı. Bu eser de medreselerde halen okutulmaktadır.
 
Xanî’nin Arapça ve Farsça’nın boyunduruğu altından Kürtleri kurtarmaya çabalaması Avrupa’nın dilbilimci milliyetçileri arasında yer alan Joachim Du Bellay ile benzerlik göstermesini sağlamıştır. Tıpkı Xanî gibi Orta Çağ’dan modern dünyaya geçişte edebiyatçı ve dilbilimciler ordusu, Latincenin ilahi ve bilimsel alandaki otoritesine savaş açtılar. Xanî, işte böyle bir yandan Kürtçeyi boyunduruk altından kurtarmaya çabalarken bir yandan da Kürdistan’ın İran ve Osmanlı İmparatorluğunda egemen olan ve onların boyunduruğu altına giren Kürtlerin özgürleşmeleri için mücadele etmiştir.
 
Xanî, dönemin Kürt topraklarında gelişen başta siyasal ve sosyal meselelerine kafa yormuş, Kürtlerin Osmanlı ve İran devletlerinin silahları gölgesinde kendi ulusal bağımsızlığını gerçekleştirmesi için adeta kurtuluş manifestoları hazırlamıştır. Dıştan gelişen bu olaylarla ilgilenirken bir yandan da Kürtleri yöneten mirlere de mesajlar vermiştir. Xanî gerek kendi zamanında ve gerekse kendinden önce meydana gelen askeri ve siyasal olaylardan etkilenmiş ve bu olaylar neticesinde Xanî’nin ulusal düşüncesi şekillenmiştir. Osmanlı devletinin özellikle batı cephelerinde baş gösteren isyan ve karışıklıklar sonucu zayıflamaya başladığı ve bu devlet bünyesinde yer alan değişik ulusların yavaş yavaş başlarının çaresine bakmaya çalıştıkları buna karşılık Kürt beyliklerinin tedricen dağılma sürecine girdikleri ve kalanlarının çoğunun da kendi aralarında kavgalı olup bir türlü birliktelik sağlayıp güçlü bir ulusal lider etrafında bir araya gelmeyi başaramadıkları bir dönemde yaşayan ve sahip olduğu öngörüyle geleceği çok iyi gören Xanî’nin en büyük ulusal arzusu Kürtlerin kendilerinden olan ve bazı niteliklere sahip olması gereken müşterek bir lider etrafında bir araya gelip kendi kendilerini yönetmeleri olmuştur. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde bu olaylara değinmiş ve kendi muradını anlatmıştır.
 
Xanî, Kürtlerin içinde bulunduğu durumdan yakınmış, şiirlerinde halka ve Kürt mirlerine seslenerek Kürtlerin içinde bulunduğu bu karanlık durumdan kurtulmaları için harekete davet etmiştir.
 
Olsaydı eğer bir başı yücemiz
İyilik sahibi bir şiir isteyenimiz
Sikkeyle basılırdı bizim de külçemiz
Ve kalmazdı böyle kuşkulu ve geçersiz
Ne denli saf ve temiz olurlarsa olsunlar
Altın ve gümüş sikkeyle değer bulurlar
Bizim de bir padişahımız olsaydı eğer
Allah ona bir taç verseydi eğer
Belirlemiş olsaydı onun için bir taht
Açıkça açılırdı bizim için de baht
 
Xanî, mensup olduğu Kürt halkının himmet ve kılıç noksanı olduğunu görüp düşünüp formül ararken şüphelerini, mevcut verilerini eksiğini bir kere daha düşlüyor.
 
Şaşıp kaldım ben Allah’ın hikmetinde
Kürtler dünyanın şu varlık devletinde
Acep hangi nedenle nasipsiz kalmışlar
Ve tümüyle boyunduruk altına girmişler?
Onlar ki kılıçla şöhret kentini ele geçirmişler
Onlar ki himmet ülkesinde boyun eğdirmişler
Hatem cömertliğindedir onların her bir beyi,
Ve Rüstem cengaverliğindedir her bir erkeği
 
Xanî, Kürtlerin özellikle siyasal meselelerine çözüm bulmaya çalışmış, Kürtlerin içinde bulunduğu bu durumunun nedenlerini kendi kendisine soru cevap şeklinde bulmaya çalışmıştır. Xanî’nin fikir laboratuarındaki araştırmaların sonucu: birlik olmadan ulus olunmaz, o olmayınca da dirlik veya tek irade oluşmaz.
 
Erhan Eren (Mardin Artuklu Üniversitesi Tarih Bölümü)
KAYNAKLAR:
Uluslararası Ehmedê Xanî Sempozyumu
Kadri Yıldırım, Nubihara Biçukan
İzeddin Mustafa Resul, Bir Şair Düşünür ve Mutasavvıf Olarak Ehmedê Xanî ve Mem u Zin